Uzm. Psk. Didar Kantarcı Boğda ile sürece dair…

Bu süreçte aklımızdan geçen sorulara cevap olabilecek konularda röportajlara başlamışken, kitaplarını heyecanla okuduğum, yönlendirmelerini ve bakış açısını çok sevdiğim -ilkokul arkadaşım- Uzm. Psk. Didar Kantarcı Boğda’nın kapısını çalmazsam olmazdı. Kapısını derken, mecazi anlamda 🙂 Tabii ki evlerimizdeyiz.

Çok sevdiğim cümleleri var yine, içimi ferahlatan. Size de şifa olsun.

Buyrunuz…

Didarcım, öncelikle selam! Nasılsın? Sizde her şey yolunda mı, diye başlamak istiyorum?

Canım merhaba, herkes kadar biz de iyiyiz çok şükür. Birinci derecede tanıdık ve akrabalarımızda bir vaka olmadığı ve sağlığımız yerinde olduğu için şükrediyoruz. Ben de iki aydır tamamen evdeyim, işe gitmiyoruz, çocuklarla evde vakit geçiriyoruz.

Uzun zaman önce basında yer alan “Çin’de virüs sonrası boşanmalar arttı.” haberini hepimiz okuduk. Bunu normal karşılıyor musun? Ya da şöyle de sorabilirim, psikolojik olarak bu geçtiğimiz süreçle ilgili neler düşünüyorsun?

Çin’de virüs boşanmaları arttırdı haberleri ardından ayrıca ülkemizde de karantina döneminin kadına yönelik şiddeti arttırdığını okudum. Ve bu gerçekten çok daha can sıkıcı bir durum. Bir araştırma sonucu olmasa da evlerde kapalı kalmanın, birbirine olan tahammülü azalttığı, insanların 7 gün 24 saat beraber olmasının ve imkanların kısıtlı olmasının bir gerginlik yarattığı elbette ki muhakkak. Daha kötüsü bu şiddetin çocuklara da yansıması! Eşinden şiddet gören kadınların çoğu da maalesef çocuklarına psikolojik yada fiziksel şiddet uyguluyor. Ve bu durumda sokağa çıkması dahi yasak olan çocuklar belki evde bir bardak kırdığı için, ya da oyuncaklarını toplamadığı için şiddete maruz kalıyor. Çünkü şiddet ve kötülük bir zincirdir. İnsandan insana aynen virüs gibi bulaşan bir hastalıktır. Şiddet gören bunu normal kabul eder ve kendisi de yapar. Yani bu durumda tek kaçış yeri belki de okul olan, tek eğlencesi okulda arkadaşları ile teneffüste oyun oynamak olan bir çok çocuk zor durumda olabilir.

“Psikolojik olarak ‘yasak’ kelimesi altında yaşıyor olmak dahi fıtraten özgür yaratılmış insan için zor bir durum.”


Bir de şöyle bir şey olmuş Çin’de. Tam da bu durumun aksine davaları salgından önce açılmış olan çoğu çift de birlikte zaman geçirdiklerinde devam etmeye karar vererek davalarından vazgeçmişler. Senin danışanlarında durumlar nasıl?

Çiftler arasında farklı durumlar yaşanıyor. Danışanlarımla telefon görüşmeleri yapıyorum haftada 1 olarak.  Bazılarının gerçekten çok bunalmış durumda olmasına karşın, Aslında çoğundan olumlu geri bildirimler de duydum. Yıllardır eve geç gelen erkekler evde, uzun zamandır beraber yenmeyen akşam yemekleri yeniyor, çoğu kadın kocasının nerede olduğunu bile bilmekten mutluluk duyar halde. Bazılar kendi ile kalmanın, sosyal hayat ile ilişkiyi kesmenin ne kadar iyi geldiğini, çok şeyi düşünmek için zamanları olduğunu, daha fazla okuduklarını daha fazla dinlendiklerini aktardılar mesela.

Şu anda çoğumuz evdeyiz, psikolojilerimiz de sürekli değişiyor. Ben mesela iki gün iyiysem, bir gün kötüyüm. Yaşadığımız her şeyi normal sayabilir miyiz?

Gel-gitler yaşamak elbette ki normal. Şuanki düzen alışkın olduğumuzdan tamamen farklı. Maddi sıkıntılar yaşamayı bir tarafa koyuyorum, psikolojik olarak ‘yasak’ kelimesi altında yaşıyor olmak dahi fıtraten özgür yaratılmış insan için zor bir durum.

Bu dönem aynı evin içerisinde yaşayan insanların ilişkileriyle ilgili verdiği kararlar gerçek midir? Ya da karar vermek doğru mudur?

Biriyle evlenmek ya da birinden boşanmak gibi hayatsal kararların 2-3 aylık dönemlerde alınmaması gerektiğini ben ’normal’ koşullar altında gelen danışanlarıma dahi söylerim. Bu nedenle böyle olağan üstü şartlar altında kesinlikle ani ve önemli kararlar verilmesini doğru bulmuyorum. Normal şartlar altında dahi, boşanmaya tam karar vermeden önce çiftlerin 6 ay kadar boşanmanın üzerinde düşünmelerini, boşanma gerçekleştiği zaman hayatları nasıl olacaksa o şekilde bazı değişiklikler yaparak durumun kendilerine getirdikleri ve götürdüklerini öngörmeye çalışmalarını tavsiye ederken, böyle bir dönemde net kararlar almalarının yanlış olacağı kanısındayım.

“Gözle görülmeyen bir virüs ile mi mücadele ediyoruz, yoksa bitmek tükenmek bilmeyen hırslarla dolu nefsimiz ile mi?”

Birbirimize karşı biraz daha tahammüllü olabilmek adına neler söyleyebilirsin?

Evli çiftler ya da tek yaşayanlar ya da evsizler, aslında tüm insanoğluna dair birşeyler söylemek isterim:) Hayatın akışı aslında bizlerin planlarına bağlı değildir. Bizler ilahi bir program dahilinde ama elbetteki iradelerimizle yaptığımız seçimler üzere yaşayan sonsuz varlıklarız. Hayat kendi planlarını kurar ve bizlerden beklenen akışa uymaktır. Bence yaratıcı da zaten bizi o yüzden sudan yaratmıştır. Su gibi olmak, su gibi akabilmek adına… Yarın yaptığımız bir buluşma planı, 3 ay sonraki bir tatil planı, ya da çocuklara okul hayatları, her an her şeyini değişebileceğinin bilincinde olmak, herseyini yapabilme ve değiştirebilme gücüne sahip olmadığını idrak etmek ve huzurun aslında teslim olup uyum sağlamakta olduğunu anlamak gerekiyor diye düşünüyorum. Bir gün hayatımızın altı üstüne gelebiliyor belki ama bundan 1 yıl sonra hayatımızın altının üstünden daha iyi olduğunu görebiliyoruz… Gözle görülmeyen bir virüs ile mi mücadele ediyoruz, yoksa bitmek tükenmek bilmeyen hırslarla dolu nefsimiz ile mi? Bunca zaman yaptığımız tahribatlara karşı doğa bizi evlere kapatıp kendini yenilemek için fırsat istedi belki… Ortaköy’e haliyle yunuslar geldi bu sayede belki… Çocuğumuzu çocuk parkında özgürce oynatabilmenin nasıl harika bir keyif olabildiğini şimdi anladık belki, daha önce yük gibiydi belki… Günlerce hatta yıllarca çalışıp aldığımız o lüks arabalar kapıda beklerken, onları almak için ailemizden çaldığımız vakitleri şimdi idrak edebiliyoruz belki.  Yani, anne, baba, çocuk / çocuklar çekirdek ailesinin bir arada kenetlenmek zorunda olduğu bu dönem sadece evli çiftler için değil birey olarak da hepimiz için gerçekten öğretici bir dönem.

Son olarak; bu süreçle ile ilgili güzel bir şeyler söylemek ister misin?

Sağlık dolu, şükür dolu günlerin çok yakında geleceğini biliyorum ve hayatımızı bir öncekinden çok daha farklı, daha özenli, duyarlı ve huzurlu yaşarız diye umut ediyorum.

Sağlık ve sevgiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir