pinstyle.net

Selam annelik!

Hastaneden eve çıktıktan sonrası en güzel zaman. Bebeğin günün en az 20 saatini uyuyarak geçiriyor, tüm aile yakınları etrafında pervane oluyor. Senin yapacağın sadece bebeğini doyurmak oluyor. Altını değiştirmek için bizim evde gönüllü çoktu o yüzden bu görevi ben dikişlerimin sızlaması hafifleyene kadar annelerimize devrettim. Emzirmediğim anlarda genellikle yemek yemeyi ve uyumayı tercih ettim. İlk günlerin en önemli mevzusu “süt”. Etrafındaki herkes sana kendi inandığı süt arttırıcı yöntemleri, besinleri, tüyoları aktaracak. Sen rüyanda bile süt göreceksin. Kompostolar, irmikler, bulgurlar sofralarınızı donatacak.

Tam bu sırada bana kimsenin vermediği bir bilgiyi ben es geçmeden hemen buraya yazmalıyım. Emzirmek, annenin bağışıklık sistemini çökerttiğinden kendine çok iyi bakman gerekiyor. Hoş ben baktım da ne oldu. Doğumdan 10 gün sonra yarı baygın bir şekilde hastaneye kaldırıldım. Boğaz enfeksiyonu teşhisi ile 3 şişe serumun ardından, antibiyotik iğneler oldum. İğneler öyle ağırdı ki evde zor yürüyebildim. 2 gün neredeyse baygın yatınca emzirme durumum aksadı. Sonrasında tam iyileştim derken aynı boğaz ağrısı beni yine yakaladı, bu sefer yine başka bir antibiyotik tedavisine başladık. Bu kadar üst üste grip olup da yatınca sütüm azaldı tabi.

Ama benim sütümün azalması aslında hastaneden çıktığımız 3. gün Defne’nin sarılık değerinin yükselmesi üzerine 1 gece ışın tedavisi için hastanede kalmamızla başladı. O gece 3 saatte bir sağdığım sütü veriyordum, ikinci seferden sonra sütüm azalmaya başladı. Zaten her sağımda bir öğünü kurtaracak kadar gelen sütüm yarıya indi. Hemşireler mama takviyesi yapmaya başlayacaklarını söyledi. Tabii insan ilk duyduğunda üzülüyor ama sonrasında mantıklı düşününce onun beslenmesinden daha önemli bir şey yok o anda. Hastaneden çıktıktan sonra sadece emzirme ile devam etmeye çalıştım ama bir kaç günde Defne kilo verince biz mama takviyesi almaya karar verdik. Özellikle geceleri mama vermeye çalıştım. Çünkü karnı iyi doyan bebek aralıksız güzel uyuyor ve bu da senin  dinlenmeni sağlıyor.

Bu sırada tahmin edersiniz ki, her söylediğim kişiden onlarca süt arttırma tavsiyesi geldi. Çoğuna da -inanmasam da- itiraz etmeden denedim. Ama olmadı… Benim zaten başından beri her sağımda en fazla 60-70 cc sütüm geliyordu.Bu da Defne’nin ancak tek öğününe yetiyordu. Dolaplarda saklayacak sütüm maalesef hiç olmadı. Ne yesem, ne içsem de artmadı, giderek azaldı. Bu sırada kendimi kötü hissettiğim anlar olmadı değil ama çok takılmamaya çalıştım. Baktığım her yerde emzirmek üzerine naralar vardı, aldığım mama bile sanki beni alma, emzir dercesine içinden bir broşürle geliyordu. Kiminle konuşsam “Emziriyorsun değil mi?” diyordu. Ben eminim ki; hiç sütü gelmeyen ya da bebeği emmeyen bir anne için tüm bunlar ruh sağlığını bozabilecek nitelikteler. Hamile kalan her kadın anne sütünün önemini zaten biliyor. Ama her süt de maalesef aynı gelmiyor. Miktarı yetse, içeriği değişiyor. Konuştuğum bazı arkadaşlarım sütün kıvamını sordu mesela. O zaman öğrendim, meğerse boza kıvamında sütler varmış. Benimki sudan farksız. Sonrasında Almanya’da yaşayan bir tanıdığımdan öğrendiğim ise; Avrupa’da doğum yapan tüm annelerin sütlerine test yapılıyormuş. İçeriği bebek için yeterli mi diye bakılıyormuş. Eğer yeterli ise sadece anne sütü ile devam ediliyor, yetersiz görülürse mama takviyesi ile anne sütü bir arada bebeğe veriliyormuş. Ama maalesef ülkemizde henüz bu sistem yok. Hatta her annenin sütünün miktarına, içeriğine bakılmaksızın bebek için kesinlikle yeterli olacağına inanılıyor. Bilmişlik yapmıyorum, hiç de bildiğim bir konu değil ama Avrupa’da durum böyle imiş.

Bu sırada sütüm giderek azalınca Defne de emmemeye başladı. Emzir, emdikçe gelir diyenlere de selam olsun. Bebek süt yoksa emmiyor, bırakıyor, ağlıyor. Resmen boşuna çabaladığını anlıyor. “Emer, emer… Sen vermeye devam et” diyorlar ama emmiyor!

Sonuç olarak emzirmek, emzirebilmek evet çok önemli. Ama insanın sütü yetmeyince de sinir sistemi bozuluyor. Sen önce ruh, beden ve akıl sağlığını koru. Bebeğin en çok sağlıklı bir anneye ve sevgiye ihtiyacı var. Ben toplamda 1.5 ay emzirebildim. Sütüm tamamen bitene kadar, mama öncesi tatlı niyetine hep verdim. Son damlasına kadar kullandık yani. Şifa olsun Defnoşuma.

 

Süt sağma işini merak ediyorsan…

Emzirmek dışında sütünü sağmak, bebeğine ne kadar süt verdiğini görmeye yarıyor. Defne kilo kaybı yaşadığı ve erken doğduğundan çok güçlü ememediği için ben bu yönteme geçtim. Biz hastane tipi bir makine kiraladık ve bir emzirme danışmanından yardım aldık. 4 saatte bir sütünüzü sağıp, göğsünüzün tamamen boşaldığını bilmek rahatlatıyor. Hem de ağrınız, sızınız olmuyor.

Bu arada tabii ki tamamen sağarak vermekten bahsetmiyorum. Bebeğini önce emebildiği kadar emziriyorsun, ardından doktorunla konuşup belirlediğin kadar cc’yi de biberon ile veriyorsun. Defne biberona alışıp da memeyi almamazlık gibi bir şey yapmadı. Duyduğum kadarıyla artık bebeklerde bu olmuyor zaten. Yeni biberonlar emdikçe gelen sisteme sahip ve hepsinin ucu meme ucu gibi tasarlanmış. Eğer illa da marka isterseniz, yazarım.

Korkulu rüyam; göğüs ucu yaraları

Emzirme konusunu bitirmeden bir de benim korkulu rüyam olan “göğüs ucu yaraları”ndan bahsedelim. İtiraf ediyorum canım o kadar tatlıdır ki, geceleri kabusum olan bir konuydu bu. Ancak korktuğum hiç başıma gelmedi. Herkes için geçerli midir yöntemlerim bilemiyorum ama ben neler yaptığımı yazıyım.

Lansinoh Lanolin Göğüs ucu kremini hastanede ilk emzirmemden itibaren kullandım. Aslında doğumdan 10 gün önce kullanmaya başlamak daha etkili oluyormuş ama ben erken doğum yapınca bu mümkün olmadı. İlk emzirmeden itibaren hep kullandım. Emzirmeden önce silmen gerekmiyor ama ben yine de ıslak mendil ile her seferinde temizledim. Göğüs pedlerini kullandım ama daha çok Philips Avent’in göğüs kalkanlarını kullandım. Bu kalkanlar sayesinde göğsün nefes alıyor ve yara oluşumu engelleniyor. Çünkü ilk günler gerçekten göğüslerin nefes alsın diye açıkta gezmek isteyeceksin. Bu da ilk günler ev ortamında mümkün olmadığından, kalkanları mutlaka al derim.

Bunların dışında bir de hep duyduğum ayva çekirdeği jelini de iki günde bir 2-3 kere ilk 15 gün sürdüm. Bunun için de ayvanın çekirdeklerinden 3-5 taneyi bir çay tabağına alın üzerine sıcak su koyun. Bir kaç saat içinde jel kıvamına geliyor ve göğüs uçlarınıza sürüyorsunuz. Bunu fazla hazırlayıp, saklamaya kalkmayın. Kuruyor. Ben denedim, olmadı 🙂 Emzirmeden önce silmeyebilirsiniz doğal bir jel sonuçta ama ben belki tadını sevmez de memeyi almaz diye yine sildim. Bir de meme reddini kaldıracak psikolojim yoktu o günlerde 🙂

Gelelim lohusalığa…

Beni bu lohusalık konusunda çok korkuttular. Depresyonuydu, duygu değişimiydi, kocanla kavgaydı, yeni hayata uyum sağlama zorluğuydu… Onlarca şey saydılar. Peki ne mi oldu? Hiçbiri. Evet biraz uyum sağlarken bocalama oldu. O kadar da olur artık.  İlk 10 gün zaten hastalıklarla boğuşmaktan kimseye saramadım ben. 15-20 gün sonra idi sanırım, yüz ifadem ve ruh halim nasıl bir değişim gösterdiyse Özgür (eşim), “Haydi biraz dışarı çıkartayım seni” dedi. Kahve içmeye ve alışverişe çıktık. Muhtemelen sana 40 gün evden çıkmaman gerektiğini söyleyenler olacak, bence dinleme. Bebeğini de çıkarma diyecekler, bence onu da dinleme. Sana hava değişikliği, bebeğine ise oksijen almak iyi gelecek.

Hastaneden eve geldiğinde bir süre ruh gibi gezeceksin. Aynaya bakmaya halin olmayabilir, baksan da gördüğün kadın seni mutlu etmeyebilir. Benim bakasım gelmedi açıkçası ilk günler. Geceliğini üzerinden çıkarmak istemeyebilirsin. Ben hiç çıkarmadım mesela. Dikişlerin sızlayabilir. Benim sızladı. Bazen bebeğine bakacak gücün bile olmayabilir. Aile büyüklerine bıraktığım ve içeri gidip uyuduğum çok oldu. Panikleme. 10-15 gün içerisinde hepsi geçiyor. Ben 15 gün sonra tamamıyla kendime geldim. 15 günde geçmese bile 40’ta geçeceği garanti.

Eve geldiğinde muhtemelen aile büyükleri hep yanında olacak. Benim annem 20 gün hep bizde kaldı, kayın validem her gün geldi. Teyzem de her gün bizde idi. Bu hengamenin içinde zaten depresyona vakit ayıramazsın. Asıl macera el-ayak çekilince başlıyor.

Bizim maceramızı merak ediyorsan, bir sonraki postlarda görüşürüz 🙂

 

 

 

 

 

Leave a Reply