Pelin Orhan’dan “Yeni dünya düzeni”ne dair…

Bir süredir takıldığım bir konu var. “Yeni dünya düzeni”. Televizyonda, internette, dost sohbetlerinde -telefonda tabii- sık sık geçiyor. Tamam, anladık düzen değişiyor. Ama tam olarak ne demek istiyorsunuz? Korkmamız mı gerekiyor? Bizleri neler bekliyor?

Bu soruları kime sorabilirim diye düşünürken, instagramda Pelin’in bir yazısı çıktı karşıma. “Evrenin kusursuz döngüsünün hayrına…” diyordu Spiritüel Astrolog, Yaşam ve İlişki Koçu Pelin; . Yazılarını hep çok severim, çok da inandığım öngörüleri ve sevdiğim bakış açıları oluyor. Hemen mesaj attım. “Röportaj yapmamız lazım” dedim. Pek sevindi, o sevinince ben mest! Kafamdakileri bu kez Pelin’e sordum. Yazı çok uzun, sorular bol, cevaplar dolu dolu. Pes etmeden okuyana bilgi ve umut garanti!

Size içerik hazırlama bahanesiyle, sanırım ben de biraz içimi rahatlatmak istiyorum.

Rahatladı mı? Okuyunca göreceksiniz. Ben sizi etkilemeyeyim. Ama ben bardaktaki dolu tarafında bulunan bir damla suya razı olup, kendini iyi etmeyi seçenlerdenim.

Buyrunuz…

Pelin aydınlat beni, kurtar beni. Dünyanın yol haritasında neler oluyor?

Valla Pınar, dünyanın doğum haritası yeniden şekilleniyor desem, çok da sert girmiş olmam umarım 😊 2020 nin gökyüzü transitlerini, Pollyanna’ dan hallice bir yükselen yay olarak elimden geldiğince olumsuz yanlarından ziyade olumlu gelişmelere, yeniliklere odaklanarak anlatmaya çalışıyorum. Bu kış çok sert geçecek uyarılarıma 2019 ekim, kasım aylarında başlamıştım. Çevreme, aileme, arkadaşlarıma olabilecekleri anlatırken ‘ ‘ tamam astroloji ilimdir, yol haritasıdır ama samimi söylüyorum vazgeç bak manyak olursun ‘ minvalinde tepkiler alıyordum. Şimdi birbirimize kolonya tutuyoruz 😊

Ben bu yılı anlatırken ilk önce Jüpiter’ in etkisinden bahsetmeye başladım. Bolluk, bereket, şans gezegenimiz aynı zamanda maneviyat, inanç ve ilahi yardım konularını da temsil ediyor. Bir de büyüteç etkisi var ki, içine girdiği her durumu büyütüyor. 12 yılda 1 burç değiştiriyor. Bu yıl da sen gel mi tüm malefik gezegenlerin buluşma noktası Oğlak burcuna? Bak sen 2020 nin şansına! Hiç yok, bi’ tane bile. Allah yaratmış, takibi bırakmış. Ne halin varsa gör demiş.

Geleceğimiz pek parlak değil mi diyorsun yani, yapma!

E dur daha, bir de oğlak enerjisi demek sınavlar, zorluklar, baskılar, kısıtlanmalar demek. 2019 yılından beri oğlak – yengeç aksında tutulmalar yaşıyoruz. Bu tutulmalar kıtlık, bereketsizlik, toprağın verimsiz olmasını, tahıl buğday fiyatlarında artışı, yanı sıra devlet, siyasetçiler, yönetim, otorite, aile büyükleri, yaşlılar, ceolar, liderler, başkanlar, krallar, kraliçelerle ilgili konuların gündeme gelmesini, kariyer, emlak, inşaat, ev-aile-yuva-barınma-beslenme-korunma-aidiyet konularının önem kazanmasını, satürn enerjisinde hayvanlardan bulaşabilecek hastalıklar gibi konuları tetikledi ve Temmuz ayına kadar da tetiklemeye devam edecek.

Bana bu seneyi sorduklarında özetle ‘babalara geldik’ dedim. Çünkü oğlak babayı, otoriteyi temsil ettiği için. Pluto, Satürn, Mars en kötücül gezegenlerin oğlak burcunda kavuşumlarından çıkan enerjiler bizi bu yıkımlara, dönüşümlere zorluyor. Uranüs önümüzdeki 7 sene Boğa burcunda geleneksel olan tüm düzenleri değiştirecek. Yeni düzene zorluyor. Jüpiterin bu seneki görevi de bu anlamda ne varsa, olan biten her şeyi büyütmek. Tüm bu ağır ve sert kavuşumlara katkı sağlayarak 2020 levelımızda yaptığı açıların etkisiyle gördüğün gibi yaşanan her krizi büyütüyor. Artık ülke olarak, toplum olarak yaşanan hiçbir şeye şaşırmamaya başladık. Geçen hatta şöyle bir şey oldu. Gökyüzü etkilerini yazarken ‘’anormal hava durumları, anormal gökyüzü ve doğa olayları, uçak kazaları gündeme gelebilir’’ demiştim. Üzerinden birkaç saat geçti. Nijerya’ ya meteor düşmüş haberini duydum. Sinirlerim inanılmaz bozuldu ve gülmeye başladım. Yani o kadar ütopik şeyler yaşıyoruz ki dedim ‘’Meteor düşmesi nassı aklıma gelmedi ya? ‘’ 😊 Çok şükür yalan habermiş. Ama düşse şaşırır mıydık? Hiç sanmıyorum 😊

“Popoda tuvalet kağıdı sektirme falan çok hafife aldık ama olsun. İlerde tarih okuyanların da arada yüzü gülsün.”

Astroloji beni bitirdi şuan sanırım…

Astrolojide çok fazla kombinasyon var. O yüzden haritayı yorumlarken çok yönlü düşünmek gerekiyor. Tek bir ihtimalle sınırlı kalmak yanıltır. Körleştirir. Öncelikle öngörü yaparken zaten gerçekliği ve şartları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Hocalarım, astrolog arkadaşlarım ve ben bugünleri anlatırken aslında yaşanabilecek tüm bu ihtimalleri sıraladık. Bulaşıcı hastalıklardan, depremlerden bahsettik. Toplu ölümlerden bahsettik. Bunların hepsini astroloji sayesinde söyleyebildik. Çünkü şu bir gerçek ki, zaman doğrusal değil, dairesel. Gökyüzünün en kötücül gezegenleri Satürn ve Pluto her burçta 33 yılda bir kavuşuyor. Bu seneki oğlak burcu kavuşumları da en son 500 yıl önce görülmüş. Yani tarihe tanıklık ediyoruz derken aslında çok ciddi şeylerden bahsediyoruz. Popoda tuvalet kağıdı sektirme falan çok hafife aldık ama olsun. İlerde tarih okuyanların da arada yüzü gülsün. Torunlar biz anlatırken inanmayacak zaten 😊

Kişisel olarak hayatlarımız da bundan etkilenecek tabii ki… Değil mi?

2020 başından sonuna bir değişim yılı. Büyük devletlerin yıkımlarıyla dünya haritaları değişecek. Koskoca dünya değişirken bizleri de kişisel hayatlarımızda fazlasıyla değiştirecek. Bahar yine gelecek hem de eskisinden çok daha güzel bir düzenle. Unuttuğumuz gücümüzü, içimizdeki özümüzü hatırlayarak yaşayacağız yeni düzeni.

“Bizi neler bekliyor?” a dair öngörülerin illaki vardır, biraz anlatır mısın?

Ön görülerime gelecek olursam, hastalık Mayıs ayının sonlarında Venüs retrosunun da etkisi ve havaların ısınmasıyla ancak gerilemeye belki de mutasyona uğramaya başlayabilir. Zaten Haziran tutulmalarıyla yeni sınavlar pik yapmaya başlıyor. Rabbim bir kapıyı kapatıp ötekini açıyor, ekonomik kriz kapıda. Venüs retrosu buradan da geliyor.

Hastalık bir tek sağlıktan vurmadı ki. Herkes dükkan kapadı. Ev kira, dükkan kira, çalışan masrafları cepten, üretim durdu. Fabrikalarda işçiler hastalık kapmamak için sosyal mesafeyi koruyor, işe gitmiyor ki sonuna kadar haklı. Çiftçi tarlaya çıkmıyor, zaten toprağın tarımın tohumun bereketi mi kaldı, faizden de beli doğrulmadı. Her şeyi sattık, savdık. Üretim yok. Kriz sürpriz mi? Değil. Bir de sadece bizim ülkede değil ki dünyada durum aynı. Amerikayı izle, 5 Nisanda şov başlıyor. Satürn ve Marstan yumruğu, Pluto ve Jüpiterden kroşeyi yiyor. Hadi geçmiş olsun. Ekonomisi, sağlığı çöküşe geçiyor. Tabi bizde de durum çok farklı değil.

Dünya çapında büyük bir ekonomik çöküş geliyor. Pluto, Satürn dedik gökyüzünün en baba iki gezegeni seni beni ne yapsın devlerle onların savaşı. Geleneksel yapıları yıkacak, seni beni gömer dediğimiz otorite güçleri tarihe gömecek. Köklü devletleri, şirketleri, iş birliklerini yıkacak. E tabi filler tepişirken de çimenler ezilecek. Garibanın yüzü gülür mü be? Asdgahsgdad Var olan anlaşmalar bozulacak, birlikler devletler dağılacak. Yeni iş birlikleri ve ülkeler arası yeni anlaşmalar gündeme gelecek. Bak Avrupa birliğine nasıl fokur fokur kaynamaya başladı. İtalya herkese küstü ☹

“Kaosa bakar mısın? Rabbim bütün tuşlara basıyor.”

12 Mayıs Venüs retrosu üzerine 17 Haziran Merkür retrosu derken yılın ikinci yarısında da şov tüm hızıyla devam ediyor. Para piyasalarında dengeler şaşacak. Satürn kovaya, Uranüs boğaya boşuna gelmedi. Kripto paralar tekrar gündeme gelecek. Altın, dolar, euro yıl ortasında düşse de yılı karlı kapatacak. Tabi bu arada bankaların hali nice olur Allah kerim. Krediler, faizler, borçlar birikecek. Daha bizden gizlenen saklanan ne varsa açığa çıkacak. Dönen dolaplar gündemimizi meşgul ederken hooop bir bakmışız donu almışlar. Ülkenin bağış topladığı günlerden geçiyoruz. Ülkede para yok, halkta hiç yok. Hırsızlıklar, yağmalamalar başlayacak. Halk huzursuzlukları başlayacak, toplumsal olaylar başlayacak. Gizli örgütler ortaya çıkacak. Toplumsal örgütlerin yanı sıra dini ve terör örgütleri de peydah olacak. Kaosa bakar mısın? Rabbim bütün tuşlara basıyor.

Hadi diğerlerini sonra düşüneyim diyorum, virüsten kurtuluyoruz yani birkaç ay içerisinde diyebilir miyiz?

Hastalık 9 Eylül Mars retrosuyla birlikte tekrar gündemi huzursuz edebilir. Hatta Mars retrosu bize sadece hastalığı değil bugünlerde yaşadıklarımızı tekrar hatırlatan bir slayt izletip, #tbt yaptıracak 😊 Kısacası yıl sonuna kadar maddi manevi her türlü tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor. Zaten Mars’a kalmadan Satürn 10 Mayıs’ta Kova’dan Oğlak’a kadar gerilemeye başlıyor. Bu ne demek? Kafa üstü ve hızlı bir giriş yaptığımız bu yeni düzene uymayan ne kaldıysa, geri dönüp bir tur daha üzerinden geçecek. Al sana bir #tbt daha 😊 Karantina günlerinde tek challenge yapan biz değiliz. Gezegenler de challenge yapıyor. Bitti mi? Bitmedi. Pluto retrosuyla, Jüpiter retrosu da var.

“Bir de burada şunu vurgulamak isterim. Gökyüzündeki hiçbir etki bugün oldu bitti değildir. Her görünümün etkileri, etki süreleri farklıdır. Özellikle tutulmaların etkisi yıllarca sürebilir.”

2020’yi toptan kapatalım mı diyorsun?

Yılın 2. yarısında yani Haziran ayından Aralık’a kadar 5 tane tutulmamız olduğunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim.Günlük rutinde Merkür retrosu başlıyor dediğimizde kuyruğu yanmış civciv gibi koşturan bir milletiz. Sorsan Merkür ne desen, bilmiyor. Bilmediği için korkuyor zaten 😊

2020 yılının özeti şu; Merkür Retrosu x 3 / Venüs Retrosu / Mars Retrosu (Merkür, Mars ve Venüs Retrolarının tetikleyici geçişleri ayrıca var, bunların da tutulumları var.) / Jüpiter Retrosu / Satürn Retrosu / Pluto Retrosu / 4 Ay tutulması / 2 Güneş Tutulması.

Dilim dimağım kurudu. Bir su içeyim….

Bir de burada şunu vurgulamak isterim. Gökyüzündeki hiçbir etki bugün oldu bitti değildir. Her görünümün etkileri, etki süreleri farklıdır. Özellikle tutulmaların etkisi yıllarca sürebilir. Bunları astrolojide çok sıkı inceleyerek bilgilendirmeye çalışıyoruz. Hangi hareket neyi tetikledi? Etkisi ne kadar sürer? Bunlar çok fazla önemli. Bazen ortada tutulma yoktur, Retro yoktur, kavuşum yoktur ama malefik bir gezegen tutulma hattını tetikler, ne olduğunu anlayamazsın. ‘Gökyüzünde ne varsa, yer yüzünde de o vardır.’

“Öyle bir koşuşturma içindeydik ki hepimiz. Dengeler çok bozuldu. Bunları bir hali yoluna sokmak lazım.”

Yani kısacası önce tüm düzenleri yıkacağız, sonra yeniden yapacağız. Başka çaremiz yok. Buraya gelirken bunların hepsini deneyimlemek üzere geldik. Ruhlarımız yolu biliyor diyorum hep. Ama ruhlarımızı duyamıyorduk ki. Öyle bir koşuşturma içindeydik ki hepimiz. Ailemiz, işimiz, çocuklarımız, sorumluluklarımız, gelirimiz, giderimiz, yaşam mücadelemiz, sınavlarımız, zorluklarımız, daha iyisi daha fazlası derken aslında kendi enerjimizle birlikte doğayı dolayısıyla dünyayı da tükettik. O da bize ‘ bi dur, sus, yavaşla ve dinle ‘ diyor. Dengeler çok bozuldu. Bunları bir hali yoluna sokmak lazım.

Bir yazında okumuştum geçenlerde, aklımdan hiç çıkmadı “Evrenin kusursuz döngüsünün hayrına…” diye bir laf geçiyordu. Nedir bu hayrımıza olan senin yorumunla?

‘’Evrenin kusursuz döngüsü…’ evet bunu çok sık kullanıyorum yazılarımda. Çünkü evrende her şeyin kusursuz bir döngü içinde ilerlediğine inanıyorum. Oğuzhan hocamın çok somut ve güzel bir örneği var; bir araba alırsın. Bu güzel bir şeydir. Ama sonra kaza yaparsın. Araba da dağılır sen de dağılırsın. Ama o kazayı yapman için o arabayı alman gerekiyordu bunu unutma. Her şeyin bir sebebi, sonucu ve etkisi var.  Karma dediğimiz şey de buradan geçiyor. Ne ekersen onu biçersin, ne verirsen onu alırsın.

Karma deyince insanlar korkuyor. Neden korkuyorsun? Kötülük mü yaptın? Hak mı yedin? Yasaları mı çiğnedin? Kınadın mı? Yalan mı söyledin? O zaman kork zaten. Ama karmadan değil, kendi vicdanından kork. Karma sadece kötü anlamda değil ki, iyi karma yok mu? Sen bugün imkanın varken, ihtiyacı olan birine öyle güzel bir zamanda yardım edersin ki, yarın senin ihtiyacın olduğunda mucize gibi eller uzanır sana. Al sana karma işte. Yanı sıra her şeyin başlangıcı ve bitişi var. Her yeni başlangıç, eski olanın bitişi değil midir?

Vallahi ben bu insan ırkını anlamıyorum. Yeni ay yeni başlangıçlar deyince kalbi pır pır ediyor. Dolunay bitişler, sonlanmalar deyince ‘ay pelin hanım 7.evimde evliliğim biter mi? ‘ Güzel kardeşim bir şeyler sonlanacak, bitecek ki yeni şeyler başlasın. Evet sonlar acıtır. Bitişler üzer. Ama burada evrenin kusursuz döngüsü derken aslında vurgulamak istediğim şey tam olarak şu; “Tırtılın yolun sonu dediğine, Allah kelebek demiş.” Yani sen ben bilemeyiz şuan dünyan başına yıkıldı sandığın derdinin, 1 yıl sonra sana mucizeler getirmeyeceğini. İyi ki öyle olmuş dersin. Bak gördün mü meğer bugünlere hazırlıyormuş hayat beni dersin. Çünkü seninkinden daha büyük bir plan var.

Evet aslında bu tarafından bakınca biraz rahatlıyor insan…

Şems – i Tebriz-i’nin lafı var ya hani, “Olmadı diye sızlandığın duaya, gün gelir olmadı diye şükredersin.” Kaç duana iyi ki olmamış dedin bir düşünsene. İşin bu tarafı da var aslında. Senden benden daha üst bir akıl var.

Mühim olan teslimiyet. Evrenin kusursuz döngüsüne olan teslimiyet. “Oluyorsa bir hayır, olmuyorsa bin hayır ara” Burada teslimiyet derken körü körüne bir kadercilikten bahsetmiyorum asla. İnsanın aklı, fikri hür iradesi var. Nefsi var. İşte insan burada başlıyor. Nefsinde, egosunda. Hangi yolları seçiyorsun? Hangi kararı veriyorsun? Yaptığının ahlaki ve vicdani boyutu ne? En önemlisi yaşadığın durumlar karşısında pes edip, isyan mı ediyorsun? Yoksa olan bitenin içindeki hayrı görmeye, dersi almaya çalışıp yanına tecrübeni alıp şükrederek devam mı ediyorsun? Çünkü yaşadığımız hiçbir şey öylesine ya da tesadüfen değil. Çevremizde gördüğümüz her olay, kişi ve durum bizim tekamülümüze hizmet ediyor. Bize düşen elimizden, aklımızdan, gücümüzden gelen her şeyi yaptıktan sonra tevekkül edebilmek hepsi bu. Aslında en kolayı ve huzurlu olanı da bu. Ama insanız işte hikayenin kötü kısmı. Nefsimiz var. Sınavımız buradan.

“Aynı dili konuşmuyor olsak bile, aynı Allah’a inanmıyor olsak bile aynı amaca hizmet ettiğimizi anlayacağız.”

Yaşadığımız her kriz bizi değişime dolayısıyla da gelişime zorlayacak, demiştin bir yazında da. Bunu da açar mısın biraz? Bana “gelişmek” kelimesi hep pozitif gelir. Daha mutlu bireyler olacak mıyız?

Evet kesinlikle daha mutlu bireyler olacağız. Her şeyin daha farkında daha bilincinde olacağız. Eskiden dert dediğimiz şeyleri belki artık konuşma gereği bile duymayacağız. Yaşadığımız her anın değerini, kıymetini anlayacağız. Gelişmek tabi ki pozitif anlamda olacak. Büyüyeceğiz de diyorum aslında çoğu zaman. Çünkü bu gelişme süreci sancılı olacak. Hamilelik gibi düşün. Sancısız doğum olur mu? Yeniden doğacağız, doğayla birlikte. Aslında yeni çağ, 5G, farkındalık boyutu…vs yollar farklı ama amaç aynı. En çok da bunu anlayacağız. Biz olmayı, toplum olmayı, topluluk bilincini, toplumsal ve çevresel farkındalığı. Aynı dili konuşmuyor olsak bile, aynı Allah’a inanmıyor olsak bile aynı amaca hizmet ettiğimizi anlayacağız.

Yeri gelmişken bu 5G meselesi var tabi… Her şey teknoloji için belki de…

Kısaca örnek vermiştim yazılarımda da, daha önce 91 – 93 yılları arasında Satürn Kova burcuna geldiğinde internet kullanılmaya başlanmış, Kanal D ilk defa televizyon yayınına başlamış. Gelişmelere bakar mısın o zamanki gözle? E bir de şimdi düşün, teknolojiyi, imkanları göz önünde bulundur. Teknolojik devrimler, mucizeler mümkün.

Tabi aynı etkinin gölge tarafı da var, olumsuz olaylara, suikastlere, toplumsal kargaşalara sebep olan. İnsanlık bu sınavları daha önce de verdi aslında. Yalnız şuan finale, vize konuları da dahil ondan zorlanıyoruz 😊

Gerçekten çok büyük bir değişim sürecinin içerisindeyiz yani…

Yaşadığımız krizler bizi değişime zorlarken bak bir günde nasıl muhasır medeniyetler seviyesine geldik. Elleri yıkamalar, metro giriş – çıkışlarında kolonya tutmalar, sosyal mesafeler falan:) Şaka bir yana uzaktan eğitim mesela veya iş yerlerinin evden işlerini devam ettirebilmeleri. Madem böyle hayatı kolaylaştıracak nimetler vardı niye bu insanoğlu 7’sinden 70’ine sabahın kör vakitlerinde yollara düşüyordu? Ben şuan Burak’a diyorum mesela bundan sonra “ofise gitmem lazım” de de göreyim diye 😊 Hatta bir iş veren olarak acaba diyorum sen çalışanları nasıl geri getireceksin bu karantina süreci bittiğinde?

Satürn önce Plutoyla yıkıp ardından kova devrini başlatacak. Teknoloji, ilim, bilim, internet, sosyal medya, eğitim, matematik, astroloji, toplumsal yenilikler, yeni kurallar, düzenler, kanunlar, yanı sıra dernekler, örgütler ve daha neler neler… Yenilikler de devrimlerle gelecek. Sınırlar yeniden çizilecek. Anlatmama gerek yok görüyorsunuz 😊

Çok yerde okuyoruz bu aralar “Yeni dünya düzeni” diye. Ne değişecek bu “Yeni dünya düzeninde”? Yani daha spesifik sorayım, ne değişecek bireysel hayatlarımızda?

Tam da bu anlattıklarım aslında işte ‘Yeni dünya düzeni’

Tüm insanlığın dünya karşısında çaresiz kaldığı, hem de çareyi sadece kendinde bulacağı bir düzen. Bireysel sorumluluklarımızı farkına vardıkça, insan olmayı, birey olmayı, toplum olmayı, biz olmayı öğreneceğimiz bir süreci deneyimliyoruz.

Bireysel hayatlarımızda ne değişecek dersen, değişmeyen her hangi bir şey kaldı mı diye sormak isterim 😊 Ki bu daha değişimin başlangıcı. Yani tabi ki 2020 yılında uçan arabalar beklerken, A101den aldığımız sabunla ölümcül bir virüse savaş açarak evlere tıkılmayı hiçbirimiz beklemiyorduk ama demek ki sistem bir yerde hata verdi. Planlar düşündüğümüz gibi gitmedi.

Ne yapacağız? Planları baştan ele alacağız. Değişime ayak uyduracağız. Hayatın getirdikleriyle devam edeceğiz. Yeniliklere açık olacağız ki uyumlanma sürecimiz daha hızlı olsun.

Yılın ikinci yarısından sonra tutulmalar İkizler – Yay aksına geçiyor. Yani bir yandan ilim, irfan peşinde koşarken bir yandan cehaletle mücadele edeceğiz. Bir taraf güneşli günlerin bilimle geleceğini savunurken diğer taraf şeytan icadı çıkarma başımıza diyecek, hadi buyur. Yeni dogmalar, inanç sistemleri, dini liderler mi dersin, yobazlıklar mı, yeni dini terör örgütleri mi, gizli toplumsal örgütler mi…. Dert bir değil ki anacım elvan elvan 🙂

Çift organlarla ilgili hastalıklar çıkacak mesela, akciğerler, kulaklar, eller gibi. At, deve, zebra gibi hayvanlarla ilgili gündemlerimiz olacak o zaman da.

Gençleri etkileyecek gündemler, eğitim sistemlerinde değişiklikler olacak. Kolay para kazanma modelleri gelişecek. Ama bir yandan ticari sorunlar, dolandırıcılıklar, hırsızlıklar kol gezecek. Fanatizm artacak bir yandan, çünkü yüzeysellik artacak. Din savaşları, inanç çatışmaları…. Yetiş ya Muhammed, Yetiş ya Ali, artık hanginiz müsaitse 🙂

“Saatlerce oturup ağladığım oluyor. Ailemi özlüyorum. Gücüm tükeniyor. İsyan etmiyorum ama…”

Bu geçirdiğimiz dönemi özellikle duygusal olarak daha hafif hasarlarla atlatmak için neler yapabiliriz?

Çok güzel bir soru. Hazırsak kendi kaleme golü 90’dan çakıyorum 🙂

Çünkü ben her ne kadar astrolojik danışmanlık, yaşam koçluğu yanı sıra bilinçaltı, evrensel şifa ve enerji çalışmalarıyla yol arkadaşlığı yapıyor olsam da her insanın merheminin kendi içinde olduğuna inanıyorum. Fakat kimimiz bu merhemi bulmaya çalışırken kimimiz de çözümü dışarıdan bekliyoruz. Elden gelecek umuda el açıyoruz. Evet yaşadığımız çok kaygılı bir dönem, daha önce deneyimlemediğimiz belirsiz bir dönem kabul ediyorum. Geleceğe umutla bakmak, her an pozitif düşünebilmek mümkün değil. Bu kadar ön görü yapabiliyorken bile ahh ben nasıl düşüyorum zaman zaman bir bilsen. Saatlerce oturup ağladığım oluyor. Ailemi özlüyorum. Gücüm tükeniyor. İsyan etmiyorum ama. Çok büyük bir hayrı var muhakkak diyorum. Şuan rahatlamamın en güzel yolu ağlamaksa kabul ediyorum. Aksın gitsin içimde ne varsa. Kaygı, korku, endişe. Duygularımı yaşamadan bastırırsam, zamanla büyür çığ olur biliyorum.

Sonra dua ediyorum. Ailem için, sevdiklerim için, sevdiklerimin sevdikleri, tüm insanlar, hayvanlar, canlılar ve doğa için.

Sürekli evde kapalı kalmaya takılı kalmış durumdayız. Durumu kabullenmek gerekiyor öncelikle değil mi?

Öncelikle göksel etkiler altında da hem fiziksel / çevresel hem de ruhsal olarak fazlasıyla baskılanmış, kısıtlanmış olduğumuz bu süreçte duyguların içten geldiği gibi yaşanılması gerektiğini düşünüyorum. Üzerimizde bunca baskı varken bir de biz kendimizi baskılamayalım. Tabi ki kişisel özgürlüklerimizi ve sınırlarımızı gözeterek duyguları yaşamaktan bahsediyorum. Zaman zaman gökyüzünün tetiklemesiyle yaşayacağımız duygu hassasiyetleri, öfke nöbetleri de olacak çünkü. Her zaman oluyordu. Ama bu süreçlerde tahammülümüz her zamankinden az olacağı için yangına körükle gitmemeye de dikkat etmemiz gerekiyor.

Yaşam alanlarımız kısıtlandı. Ailecek evdeyiz. O halde hem kendi alanımızı koruyarak hem de sevdiklerimizle kaliteli vakit geçirerek bu süreci nasıl daha keyifli, daha güzel ve daha verimli geçirebiliriz?

“Bir sabah uyanıcaz ve her şey eskisi gibi kaldığı yerden devam edecek sananlar varsa onlara üzücü bir haberim var. Dünya değişiyor.”

Burada kişisel alanımızı korumak da oldukça önemli. Kendimize vakit ayırmaktan bahsediyorum. Bu süreçte kendimizi geliştirmek. Yeni düzene ayak uydurmaya çalışmak adına hazırlanmak oldukça önemli. Çünkü fırsatımız varken ne kadar gelişirsek, dünyaya da o kadar katkı sağlarız. Var olan şartlar altında yeni günlük rutinler yaratabiliriz. Yeni hobiler, alışkanlıklar edinebiliriz. Yeni online eğitimlere başlayabiliriz. Yeni kazanç alanlarına yönelebiliriz. Üstelik retrosu ileri hareketiydi derken 7 Ağustos’a kadar İkizler burcundaki Venüs de bu konuda bizi oldukça destekleyecek.

Bak daha bugün yazdım. Sosyal medya ve internet üzerinden yeni ve güzel işler diye, akşamına seninle röportaj yapıyoruz. Bu da mı gol değil?

Bu gol, direk doksandan bana sorarsan çok da iyi oldu da… Şimdi okuyanlar için soruyorum, onların sesiyim. Her şey eskisi gibi takriben ne zaman olacak 🙂

Bir sabah uyanıcaz ve her şey eskisi gibi kaldığı yerden devam edecek sananlar varsa onlara üzücü bir haberim var. Dünya değişiyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni meslek alanları gelişecek. Yeni köşeler kapılacak. Sen ne yapacaksın? Olan biteni camın arkasından izlemeye devam ederim, bak bugün var yarın yok zaten, oturup diz dövmeye devam diyorsan 3 hayırla uğurlanırsın. Elde ne varsa olana şükredip üzerine katmaya odaklanmamız gerekiyor.

Ama bu üzerine katmaktan kastım, derinlerde yatan gelecek kaygısıyla yapılmış maddi yatırımlar değil. Bir daire daha alıp, bir arsaya daha girmekten bahsetmiyorum. Kıtlık enerjisine girip para biriktirmek de değil bahsettiğim. Tamamen kendine yapılan bir yatırımdan bahsediyorum. Akla, ahlaka, bilgiye, bilince, ruha yapılan yatırımdan bahsediyorum. Hatta reenkarnasyona gönül vermiş bir karma astrolog olarak şunu söylüyorum artık Pelin ne olacak diyenlere: Ne olacaksa hayrımıza olacak, sen kendin için ne yapıyorsun bana ondan bahset. Kim bilir önceki hayatlarımızda ne acılar ne bedeller yaşadık, neler gördük geçirdik, kaç kere öldük? Hiçbirini bilinç düzeyinde hatırlamıyoruz. Ama şu an bu hayatta seni sen yapan ne varsa geçmiş deneyimlerinden getirdin. Yani ruh deneyimlediklerini unutmuyor. Bazen de bu yetenekler çok büyük travmalarla açığa çıkıyor. Yani hangisi hayır, hangisi şer yaşarken bilmiyoruz.

Tabi şöyle bir gerçek de var, dünyada bu kriz yaşanırken herkes eşit durumda değil. Biri trilyonluk villasında fiber alt yapılı internetiyle sosyal medyadan hükümet istifa derken, bir diğeri bilmem kaç boğaza baktığı evinin tek ekmek getireni. Şimdi bu adama diyebilir misin bu süreçte bol bol kendi içine dön, kitap oku, yeni hobiler edin diye. İşte tam da bu düzenin değişeceğine inanıyorum. Tabii bu çok daha uzun vadede.

Şartlar eşit değil ama yeni dünya düzeni herkeste aynı işleyecek gibi bir durum var sanki… Her koyun kendi bacağından misali…

Burada da şu bilinç önemli, herkes kendi sınavını veriyor. Sen adamı 7 göbek aileden zengin olduğu için boğazdaki yalısının bahçesinde bisiklet biniyorken onu dışarıda sanan takipçisine verdiği ‘Sakin ol champ, evdeyim.’ cevabı yüzünden suçlayamazsın. Ağzında altın kaşıkla doğdu diye suçlayamazsın. Tek göz hanede, dar boğaz aileye doğan 5. çocuğu suçluyor muyuz? Gerçi bu konuya buradan bakabilmek için bizim önce her özel üniversite okuyana “baba parasıyla büyümüş zengin piçi” damgası yapıştırmamızdan başlamak gerekiyor 😊 Ama halledeceğiz. İşimiz bu, yaşamak.

“Kendini koy vermeyi, geleceğe kaygılanmayı ve sürekli enfekte, kayıp haberlerini takip etmeyi seçiyorsan. ‘Bunun bana katkısı ne?‘ diye kendine sormanı isterim.”

Herkesin hayatı kendi sınav alanıdır. Ağzında altın kaşıkla doğan imkanı varken kendine insanlığa ne katıyor? Ona verilen gücü nasıl değerlendiriyor? 5. Çocuk da yaşadığı tüm bu zorluklara direnmek için hangi yolu seçiyor? Çalışıp, çabalayıp şükür mü ediyor? Yoksa çalıp, çırpıp, zarar mı veriyor?

Suçlamak, yargılamak, kınamak bizim takdirimiz değil. Bizi ilgilendiren tek şey kendi gerçekliğimizde yaşadıklarımız karşısında ne yaptığımız. Bir başkasının düşüncesini, hareketini, aklını, vicdanını değiştirebilir misin ya? Hayır. Sen sadece kendinden sorumlusun.

Bu dönemde bireysel olarak herkesle tek tek -online- görüşme şansın olsaydı, herkese tek tek ne söylemek isterdin, en çok ne yer etsin herkesin kafasında isterdin?

Bu sorunun bende yarattığı duyguları şöyle tarif etmek isterim. Birkaç saat öncesinde bir enerji çalışması yaptım. Sorduğum sorular şunlardı:

  • Bu süreçte nasıl daha fazla insana iyi gelebilirim?
  • İnsanlara nasıl daha fazla katkı sağlayabilirim? Ne gibi faydalar sağlayabilirim?
  • Daha fazla insana nasıl dokunabilirim?

Biliyordum ki benimle aynı frekansta olan durumlar gelecekti. Ve ardından röportajın ve bu soru geldi… Tüyler tiken, gözler yaşlı…:)

Hepimiz farklı şartlar altında aynı değişimi deneyimliyoruz. Hepimiz birlikteyiz ve biriz. Olması gereken her şey, olması gerektiği zamanda, olması gerektiği şekilde oluyor. Evrenin kusursuz döngüsü içinde de olan biten her şey bizim ve bütünün hayrına gerçekleşiyor. Yalnız değiliz, burada hepimiziz. Aynı korkuları, kaygıları, üzüntüleri yaşıyoruz. Aynı saatlerde aynı haberlerle omuzlarımız düşüyor, aynı haberlerle tekrar umut doluyoruz. Her gün birbirinin aynısı.

Biraz içe dönmek gerekiyor onda hem fikiriz…

Evet kesinlikle. Geçmiş yaşandı ve gelecek henüz gelmedi. Sadece tek bir anımız var, o da şuan. Şuan ne yaşamak istiyorsan özgürsün. İstersen otur saatlerce ağla, bağır çağır. Sokağa çık hatta havanın tadını çıkar ya da evinde otur sağlıklı kal. İstersen günlerce duvarı izle, istersen günde 1 kitap oku. Hissettiğimiz her duyguda da özgürüz.

Ama eğer kendini koy vermeyi, geleceğe kaygılanmayı ve sürekli enfekte, kayıp haberlerini takip etmeyi seçiyorsan. ‘Bunun bana katkısı ne?‘ diye kendine sormanı isterim. Tv başında, telefon başında mucize beklemekle olmaz. Mucize bizde. Değişim önce bizde başlayacak ki hayatımıza da yansısın.

“Neye sabrediyorsun? Neyi bekliyorsun? Beyaz gömlekli bir yetkilinin uyandırıp ‘Tebrikler TC Simülasyonunu başarıyla tamamladınız.’ Demesini mi?”

Hayatımızı değiştirmek bizim elimizde. Çaresiz değiliz, çare biziz. Var olan şartlar altında düşüneceğiz. ‘Ne yapmak istiyorum? Neyi hedefliyorum?’ Hedefime giden yolda imkanlarım / engellerim / güçlü yanlarım / zayıf yanlarım neler? Bunu gerçekleştirdiğimde nasıl hissedeceğim? Bu hedef benim hangi amacıma hizmet ediyor? İlk adımı nasıl atarım?

Çoğu kişiyle konuştuğumda sabrediyoruz, bekliyoruz diyorlar. Neye sabrediyorsun? Neyi bekliyorsun? Beyaz gömlekli bir yetkilinin uyandırıp ‘Tebrikler TC Simülasyonu’nu başarıyla tamamladınız.’ demesini mi? Peki sabrederken hangi çözümleri üretiyorsun? Kendin için, ailen için sevdiklerin için ne katkı sağlıyorsun? “– Hiiiç öyle haberlere falan bakıos işte…”

Valla kusura bakmayın sihirli değnek yok ama Allah’ın sopası var, ortam ve gerçekler böyle. Bir yerinden tutacağız, kimseden hiçbir şey beklemiyoruz, herkes kendi ohalini ilan etsin çünkü her şey bizde başlayacak.

“Bardağın dolu tarafını aramaya gerek yok, içinde bir yudum su varsa çok şükür. Umut var demektir.”

En başta bu şartlar altında sağlığına, aklına, sahip olduklarına ve sevdiklerinin varlığına şükret, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bardağın dolu tarafını aramaya gerek yok, içinde bir yudum su varsa çok şükür. Umut var demektir. Bugün de uyandıysak, hala umut var. Bir sonrakine söz kralız b’oolum 😊

Hadi inşallah…

Pelin’e bir kez daha emek emek, sabırla ve en çok da keyifle merak ettiğim her şeyi tekrar tekrar anlatığı için çok teşekkürler.

Sağlık ve sevgiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir